Buradasınız: Ana sayfa - Genel - Eski Cezaevi, Yeni lüks Hotel

Eski Cezaevi, Yeni lüks Hotel


Sultanahmet Cezaevi’nin ironik öyküsü


Sultanahmet Cezaevi Binası, pek çok sanatçı ve aydının ‘esaret’ günlerini geçirdiği, çağdaş anlamda yapılmış ilk hapishane. Mimarı bilinmemekle birlikte, yapım yılı girişin üzerinde yer alan kitabeye göre 1918-19 yılları olarak belirtiliyor. İstanbul’da, tarihi Suriçi’nde bulunan Sultanahmet Cezaevi Binası, hakkında şiiirler yazılan, pek çok ünlü sanatçı ve aydının avlusunda volta attığı çok özel ve tarihi bir yapı Nazım Hikmet, ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ adlı kitabını Sultanahmet Cezaevi’nde yazmaya başlamış Kemal Tahır o kadar etkilenmiş ki, ‘Eski Şehrin Mahpusu’adlı kitabında Sultanahmet Cezaevi’ni ayrıntılı şekilde anlatmış. ‘72 Koğuş’ adlı kitabında Sultanahmet Cezaevi’ndekigünlerinden bahseden Orhan Kemal, Can Yücel.



Deniz Gezmiş, ironi ustası Aziz Nesin, bu cezaevinde yatarken şiirler yazmış Necip Fazıl Kısakürek, çirkin kral Yılmaz Güney ve bir döneme damgasını vurmuş daha onlarcacası… Giriş kapısının bulunduğu sokağın adı Tevfikhane Okak, mahkumların tahliye edildikleri arka sokağın adı ise Kutluğun Sokak! 1970’li yıllara kadar hizmet veren Sultanahmet Cezaevi’nin kapasitesinin 1000 kişi olduğu, birçok koğuşun yanı sıra bir revir ile çocuklar ve kadınlar için özel bölümleri de bünyesinde barındırdığı biliniyor. Zaman içinde, büyüyen ihtiyaca cevap verebilmesi için tadilata ve ilavelere sahne olan yapının doğu kanadında, koğuşlar ve diğer birimleri uzun koridorlar boyunca sıralanır.



Cezaevinden lüks otele


İstanbul’un tam kalbinde, şehrin en etkileyici tarihi anıtlarına komşu olan bu özel yapı, 1996 yılından bu yana 5 yıldızlı lüks bir otel olarak hizmet veriyor. Aslında bir diğer deyişle, geçmişe kıyasla kapısından girip bir gece geçirmek çok daha zor şimdilerde… Bina, Four Seansons oteller zincirinin bir halkası oalrak, 49 yıllığına kiralanmış. üç katlı neo-kalsik bina, peyzajı yapılmış ve daha önce mahkumların talim yaptığı bir avluyu çevrelemekte. Sultanahmet Cezaevi Binası, 1. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin belli başlı özelliklerini yansıtır. Aynı uslüp dönemine ait diğer yapılarda olduğu gibi bura da özelliklecephe düzenlemesine ve benzemesine önem verildiği dikkati çekiyor. Binanın otele dönüştürülme aşamasında yenilenme sürecinin proje sahibi ve uygulamasını yapan mimar, Dr. Yalçın Özüekren.



İç mimarı ise Sinan Kafadar. Binanın orjinal yapısı en iyi lobi, bar ve resepsiyonun bulunduğu güneybatı kanadında korunmuş. Bu kanadın ön cephesinde oırjinal taş ve ahşap işçiliğinin yanı sıra saygın Türk sanatçısı Kütahyalı Hafız mehmet Emin tarafından yapılmış dekoratif çiniler yer almakta. Hapishanenin orjinal ahşap kapılarının ardındaki çok kemerli giriş koridoru bir dizi dinlenme salonuna açılmakta. Bu mekanlardaki müral tarzdaki sanat eserleri Osmanlı etkisini daha ileri götürürken, ‘Mavi Oda’ ve lobi bölgelerinin konforlu ve meskun havasını tamamlıyor. Binanın içinde sürgülü pencereler ve kemerli kapılar aralandığında, iyi aydınlatılmış ve düzenlenmiş mekanlar kendini gösteriyor. Dekoratif Osmanlı eşyaları, antika halılar, neo-klasik mobilyaları ve misafirleri karşılayan Türk tarzı sofalarda birleşiyor.


Geçmişin izleri


Yapının bütününde korunan detaylar ilginç tarihini anımsatıyor. Şu an asansörlerin bulunduğu iç avlu gözlem kuleleri, tork benzeri pirinç halkalar ve bir mahkumun eski bir mermer sütuna kazıdığı dokunaklı yazı gibi…



Dekorasyonda zengin Türk tarihi etkisi


Yerel malzemelerin ve dekoratif geometrik motiflerin kullanımı, ülkemizin zenginliğini hatırlatırken, yeniden yaratılan iç mekanlarda sergilenen geleneksel eşyalarla ilşkisini sağlıyor. Binanın, büyüklüğü ve önceki kullanımı düşünüldüğünde şaşırtıcı gelen 347 penceresi var. Hafif ve havadar iç mekanlar sıcak ve doğal tonlarla dekore edilmiş olup, peyzaj düzenlemesi yapılmış canlı iç avlu ve ötesindeki tarihi eserlerle uyum göstermekte. Yerel bir sanatçımızın elinden çıkan üç boyutlu mozaik eserler, otel ve bahçedeki girintilere ve duvarlara basit ama güçlü bir güzellik kalmakta ve iç ve dış mekanlar arasında hoş bir uyum yaratmaktalar. Yapıda iç yerleşim ve tasarımlar odadan odaya farklılık gösteriyor.



Standart, köşe, iki seviyeli ve dublekürk temaları tüm misafir odalarında görülmekte. Yatak başlıkları ve karyola ayakları bir caminin kubbe ve minarelerine benzerken, geometrik tasarım ve çerçevelenmiş dekoraktif kumaşlar ve ebrulu kağıtlar Türk el sanatı geleneklerini güçlü bir biçimde çağrıştırmakta. Odalarda ayrıca geleneksel kilimler ve mozaik detayları, derin kuvetler ve camla ayrılmış duş bölmelerinin yer aldığı mermer banyolar bulunmakta. Osmanlı dönemi tarzında dekore edilen ve iki çatı terası bulunan binanın ana terası, yanıbaşındaki Ayasofya’ya, Sultanahmet Camii’ne ve daha ötede Marmara Denizi’ne bakıyor

Etiket:

  • eski cezvi nde otel dönülen otel
  • sultanahmet cezaevi kapısındaki yazı

Etiketler:, , , , , , , ,


Yorum yapın